Tavşanlı Haber
Kütahya Masaj
sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort webmaster forum

Bozkırın Tezene

Bozkırın Tezene
Bu haber 30 Eylül 2016 - 12:26 'de eklendi

BOZKIRIN TEZENESİ

“Cahildim dünyanın rengine kandım

Hayale aldandım boşuna yandım.”

Her insanın yaşamında veya ölüm kapısını çalınca söyleyeceği bir cümle. Bozkırın Tezenesi’nin bize bıraktığı bir miras. Ölümünün üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen türküleri ile hala gönüllerde yaşayan ve zannederim ki uzun yıllarca yaşayacak bir isim: Neşet Ertaş.

1938′ de Kırşehir’in Çiçekdağı’na bağlı Tırtıllar köyünde dünyaya gelen Bozlak Ustası, 7 çocuklu ailenin ikinci çocuğudur. Bağlama çalan babanın bağlama çalan evladıdır. İlkokul yıllarında babası ile beraber düğünlerde saz çalıp, köçeklik yaparak aile geçimine katkı sağlamıştır. Zaten babasının saz çalmasından başka da gelir kapıları yoktur. Uzun yıllar sonra sanatçılığında kimin etkileri olduğu sorulduğunda, sadece babasından etkilendiğini belirtecek ve şöyle diyecektir: ” Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.” Zorlu bir çocukluk dönemi geçirecek, 12 yaşında annesiz kalacak, iki aylık kardeşi bakımsızlıktan ölecek, babası para kazanmak için sürekli yer değiştirecek, üvey anne ile büyüyecek ve her nihayetinde daha asker çağına gelmeden elinde sazı ile İstanbul’a gelecektir. Burada sıkıntılı sürecekler geçiren saz ustası, bir plak şirketinin kendini keşfetmesiyle sanat dünyasına kazandırılacaktır.

İlk plağı “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” ile bayağı bir ses getirmiş. Farklı gazinolarda sahneye çıkmaya başlamıştır. Askerlik için İstanbul’dan ayrılan sanatçı, asker sonrası Ankara’ya yerleşmiş. Burada Gazino’da çalıştığı sıralarda Leyla isimli bir bayanla tanışmış, babasının karşı durmasına rağmen bu kadınla evlenmiş, iki kız bir oğlan üç çocuğa sahip olmuştur. Ertaş hayatında en değerli iki varlıktan birini annesi diğerini ise eşi Leyla olarak nitelendirir. Bu evlilik on yıl sürmüş, ayrılmışlardır. Bu ayrılık Neşet Ertaş’ı çok derinden etkilemiş “Bilemedim kadrini kıymetini” diyerek o acıyı türkülerine dökmüştür. Bu dönemde fazlaca alkol ve sigara kullanımın da etkisiyle parmakları felç olmuş, işsiz kalmıştır. Almanya’da yaşayan kardeşi elinden tutup onu tedavi ettirmiştir. Sanatçı bu vesile ile gittiği Almanya’da uzun yıllar kalacak, 2002 yılında tekrar Türkiye’ye dönüp sahnelerdeki yerini alacaktır. Uzun bir hayat serüveni, onlarca türkü ile hayatımızda yerini alan Ertaş 25 Eylül 2012’de cahilliğiyle kandım dediği dünyaya gözlerini kapatmıştır. Bugün mezarı Kırşehir’de babasının yanındadır.

Hayatında en önemli şeyin aşk olduğunu belirtir sanatçı. Hatta bir röportajında: ” Gittiğim her yerde aşık oldum. Babam da böyleydi, ikimizde aşıktık. Göze yasak yok görüp sevdalanırdık.” diye ifade eder. Güzel gördüğü her şeye aşıktır sanatçı. Aşk deyince illa bir kadın akla geçmemelidir ya. İnsan olanlara aşıktı, severdi insanları o sebepten de hiçbir insan ayrımının içinde yer almamıştır. Hatta bu sebepten hiç oy kullanmamış, soranlara da oy kullanırsa bir insandan ötekini ayırması gerektiğini, onun insan ayrımı yapamayacağını ifade etmiştir.  Bir kadına ilk ne zaman aşık olduğu sorulduğunda ise : ” 13 yaşımda. Yozgat’ta oturduğumuz mahallenin kızıydı. Ona bir türkü havalandırdıydım.” der. Adını da söyler kızın ilkin, sonra söylediğine pişman olup:” Aman! Yazman gurban olurum adını, sevda dediğin sırrınan olur.” diye ifade eder. Her şeyi hızla tükettiği gibi sevdayı da hızla tüketen bir nesil olan bizlerin anlayamayacağı bir şey bu sır.  İşte bu sırrı türküleri ile bize anlatan saz ustası, Yaşar Kemal’in taktığı isim ile “Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş, ölümünün dördüncü yılında başta memleketi Kırşehir ve ülkenin bir çok yerinde çeşitli etkinliklerle anıldı.

Bazı insanlar ölür ama aslında ölmez ya, Neşet Ertaş da bedeniyle ölmüş olsa da  “Ahirim Sensin”iyle,  “Neredesin Seni”yle, “Ah Yalan Dünya”sıyla, ” Gönül Dağı”yla ve daha birçok eseriyle yolu aşktan geçenlerin gönüllülerinde, türkü severlerin dillerinde nesiller boyunca yaşamını devam ettirecektir. Bunun farkında olan UNESCO da onu somut olmayan kültürel miraslar içine dahil ederek “yaşayan insan hazinesi” ilan etmiştir zaten. Son olarak şunu söylemek istiyorum:” Ne şanslısın Ey Ülkem, toprağından bir Neşet Ertaş yetişti!”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER