Tavşanlı Haber
Kütahya Masaj
sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort webmaster forum
efecan habeci

ANNESİNE KARA DA HABER GİDİYOR

ANNESİNE KARA DA HABER GİDİYOR
Bu haber 30 Ağustos 2016 - 13:06 'de eklendi

IMG_20160830_130355
Halk edebiyatının en yaygın nazım şekillerinden biridir türkü. Genellikle anonim eserler olan türkülerin çok azının ise yazanları bellidir. Geneli anonim, yazıdan önce sözlü edebiyatta yerini bulmuştur türkülerimizin.Türkülerin sözlü gelenekte daha fazla yer bulmasına rağmen yıllara meydan okuyabilmesi ilginç değil midir? Birçok türkümüz vardır ki üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala varlığını sürdürmakte, hala türkü sevenler tarafından zevkle dinlenilmekte; oysa bir pop, rack veya hip hop şarkılar en fazla birkaç yıl varlığını sürdürmekte sonra tamamen unutulmaktadır. Peki nedir türküleri ölümsüz kılan? Onları yıllara hatta yüzyıllara karşı meydan okutan nedir? Gençlik yıllarımızda pek farkına varamasak da orta yaşlara gelince hepimizi türkülere döndüren sebep nedir? İşte tüm bu soruların cevabı tek bir yere varıyor: “Yaşanmış duygular”
İnsanlar farklı zamanlarda, farklı şartlarda, farklı hayatlarda, farklı bedenlerde düyaya gelmiş olsalar bile; insanların duyguları aynıdır. Her insan içinde acı duygusunu da, sevgi duygusunu da, mutluluk duygusunu da, hüzün duygusunu da bulundurur. Yerler, zamanlar, mekanlar değişse de; bazılarında daha yoğun bazılarında daha az olsa da duyguların özü birdir. İşte bizim türkülerimizi yaşatan da bu duygu birliğidir. Zaten kültürümüzü oluşturan da bu duygu ortaklığı değil midir? Biz türküleri dinlerken orada bizimde hayatımızdan bir kare bulmaz mıyız? “Ne ağlarsın benim zülfü siyehim…” dendiğinde bizim de bir tesellimiz yok mudur orada, “Çarşambayı sel aldı/ Bir yar sevdim el aldı …” dendiğinde bizim de kavuşamadığımız bir sevdamızı anlatmaz mı, “Kara tren gecikir/ Belki hiç gelmez…”denilince biz de endişelenmedik mi, “O bizim kavuşmalarımız aaa yarim mahşere kaldı…” dendiğinde bizi de hasret sarmadı mı? Sardı elbet nasıl sarmasın?
Ne yaşanmışlıklar gizlenir türkülerin içine: hasretler, sevdalar, ölümler; mutluluklar, kavuşmalar… Türküler ne kadar zaman geçerse geçsin senden, benden, bizden bir şeyler taşıdığı için ölümsüzdür. O yüzden, bugün zevkle dinlenip yarın su buharı olan günümüz şarkılarından apayrı bir yerdedirler.
Bugün hangi şarkı sana “…ötme de keklik derdim bana yetiyor…” dizelerindeki gibi getirebilir bir şehit annesinin feryadını, hangi şarkı anlatabilir “Annesine kara da haber gidiyor.” dizesinin verdiği haberin acısını? Birçoğumuzun duyduğu bir türküdür: “İki Keklik Bir Kayada Ötüyor”. Bir annenin, evladını kaybedişinin hikayesidir bu türkü. Çoğumuz hikayesini bilmesek de derin bir acının mayasıdır deriz ne zaman dinlesek bu türküyü. Derin bir acının bestelerle yansımasıdır bizlere. Hikayesini de paylaşalım bilmeyenler için, bir de o yönüyle dinlesinler duyunca. Hikayesi şöyledir:
Balıkesir’e bağlı Edremit ilçesinin Güre köyünün eşrafından kahveci Mehmet Şevket Efendi’nin karısı Şöhret Hanım tarafından oğluna söylenmiştir. Şöhret Hanım zamanın zenginlerinden olduğu ve biraz da gösterişi seven biri olduğu için zeytin bahçelerine giderken cam topuk denilen parlak ayakkabılar giyer, oyalı yazmalar örter. bu süslülüğü dillere destanmış. Şöhret hanım zeytinliğe giderken dağlarda ötüşen kekliklerle de söyleşmektedir.
Şöhret Hanım’ın oğlu Zekeriya bu sıralarda askere gider. Enver Paşa komutasındaki Sarıkamış hareketine katılan Zekeriya bir kar kuyusuna düşerek şehit olur. Bu acı haber Şöhret Hanım’a zeytinlik yolunda keklikleri ile söyleşirken ulaşır. bu acı haber üstüne Şöhret Hanım’ın oğluna yaktığı (yazıp bestelediği) türkünün adıdır “İki Keklik Bir Kayada Ötüyor”.

İki keklik bir kayada ötüyor
Ötme de keklik derdim bana yetiyor
(Aman aman yetiyor)
Annesine kara da haber gidiyor

Yazması oyalı kundurası boyalı
(Yar benim aman aman yar benim)
Uzun da geceler yar boynuma sar benim
(Aman aman sar benim)

İki keklik bir dereden su içer
Dertli de keklik dertsizlere dert açar
(Aman aman dert açar)
Buna kara sevda derler tez geçer

Yazması oyalı kundurası boyalı
(Yar benim aman aman yar benim)
Uzun da geceler yar boynuma sar benim
(Aman aman sar benim)

İki keklik bir kayada yaslanır
Teke de bıçak gümüş kında paslanır
Bir gün olur deli de gönül uslanır
(Uslanır aman aman uslanır)

Yazması oyalı kundurası boyalı
Uzun da geceler yar boynuma sar benim
(Aman aman sar benim)
Son günlerde sıkça duyduğumuz şehit haberleri var. Bu şehitlerimizin geride bıraktıkları eşleri, çocukları ve anneleri. biliyorum ki hiçbir şehit annesinin acısı Şöhret Hanım’dan farklı değil ve onların hepsinin de oğullarından sonra yaşamlarında keklikleri ötmüyor.
İşte böyledir türküler zamana meydan okuyan çınar ağacı misali…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER